Talan edilmiş bir ülke yorgun bir halk

ABD ve müttefiklerinin 20 Mart 2003 günü başlayan ve yaklaşık bir ay süren Irak işgali, 20’nci yılını tamamladı. Saddam Hüseyin rejimine atfedilen “nükleer silahlar” bahane edilerek sahnelenen işgal, Irak’ın yeraltı ve yerüstü zenginliklerinin yağmalanmasıyla sonuçlandı. İşgal sırasında ve sonrasındaki kaos dönemlerinde yüzbinlerce insan hayatını kaybederken, geride harabeye dönmüş şehirler, tarifsiz acılar ve yaşadığı problemler gittikçe derinleşen yorgun bir halk kaldı.

ABD’nin bir zamanlar desteklediği Saddam rejimini yine kendi elleriyle devirmesi ise, “demokrasi vaatleri”nin aslında sadece bir kılıftan ibaret olduğunu gözler önüne serdi. Amerikan yönetimi, benzer ikircikli tavırları dünyanın birçok noktasında, menfaatleri için destek verdiği sayısız rejime karşı da sergiledi. Irak’ın işgali, “Yeni Dünya Düzeni”nin çelişkilerinden yalnızca biri olarak kayıtlara geçti.

HALK HEP KAYIPTA

Saddam Hüseyin döneminde, sözde Baas rejimini cezalandırmak için Irak’a sürekli ambargolar uygulayan uluslararası sistem, aslında sadece sıradan halkı cezalandırmış oldu. On yıllar boyunca, kendi seçmedikleri ve tercih etmedikleri bir rejim sebebiyle ilaç ve gıda ambargosuna maruz kalan Iraklıların durumu, Amerikan işgalinden sonra da değişmedi. Üstelik Irak’ta tüm düzen bozulduğundan, halkın mağduriyetlerini dile getirebileceği bir merci de kalmadı.

İRAN ETKİSİ ARTTI

Amerikan işgalinin en net sonucu ise, İran’ın Irak üzerindeki etkinliğinin kesin biçimde artışı oldu. İşgalle birlikte, Bağdat’ta iktidar mahfillerine doğrudan erişebilen İran, Sünni Saddam Hüseyin rejiminin alaşağı edilmesiyle birlikte, kendi mezhepçi ajandasını rahatça uygulayabileceği bir ortam buldu. Iraklı Arap Şiileriyle İranlı Fars Şiileri arasındaki etnik gerilim ise, İran’ın kendi projelerini Irak’ta dilediği şekilde uygulamaya koymasının önündeki en büyük engeli oluşturuyor.

Keşke yapmasaydım!

Irak işgalinin sembol sahnelerinden biri, Bağdat’ın merkezindeki Firdevs Meydanı’nda bulunan dev Saddam Hüseyin heykelinin yıkılmasıydı. Amerikan askerleri eşliğinde heykelin çevresini kuşatan Iraklılardan biri, Kazım Ceburi adlı bir adamdı. Heykelin kaidesine ilk balyoz darbelerini indiren kişi olan Ceburi, yıllar sonra o günü anlattı. Bugün Bağdat’ın kenar mahallelerinden birinde tamircilik yapan Ceburi, “Keşke yapmasaydım! Saddam bir diktatördü, evet. Ama o devrildikten sonra Irak’ta binlerce yeni diktatör peyda oldu. İşgal ülkemize ve halkımıza asla hayır getirmedi” ifadelerini kullandı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir